2026 Yılı Hisselerden Altına Geçiş Yılı Oluyor!

Küresel finans piyasalarında 2026 yılı, yatırımcıların hisse senetlerinden altına yöneldiği tarihi bir dönüşüm yılı olarak şekillenmektedir. Altın ETF’lerine akan rekor sermaye, düşen hisse senedi fonları ve merkez bankalarının durmak bilmeyen altın alımları, bu rotasyonun geçici bir trend değil yapısal bir değişim olduğuna işaret etmektedir.

Rekor ETF Akışları Her Şeyi Anlatıyor

Dünya Altın Konseyi verilerine göre Ocak 2026, altın ETF’leri için tarihin en güçlü ayı olmuştur. Fiziksel altına dayalı ETF’lere tek bir ayda 19 milyar dolar net giriş yaşanmış ve toplam yönetim altındaki varlıklar 669 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaşmıştır. Küresel altın ETF varlıkları 4.145 tona yükselerek tüm zamanların en yüksek düzeyini kaydetmiştir. Kuzey Amerika 7 milyar dolar, Asya ise 10 milyar dolarlık girişlerle bu akımın başını çekmektedir.

Bu tablo, 2025 yılında altın ETF’lerine toplam 89 milyar dolar giriş yapılmasının ardından gelmektedir. 2025 yılı boyunca altın, 53 kez rekor kırarak 1979’dan bu yana en güçlü yıllık performansını sergilemiştir. Küresel ETF varlıkları yıl içinde iki katına çıkarak 559 milyar dolara ulaşmıştır.

Hisse Senedi Fonlarından Çıkış Hız Kazanıyor

Altına yönelen bu devasa sermaye akışının karşı tarafında hisse senedi fonlarından çıkışlar yer almaktadır. Hindistan’da Ocak 2026’da hisse senedi yatırım fonlarına girişler yüzde 14,3 düşerken, altın ETF’lerine akış yüzde 106,4 artış göstermiştir. Bu çarpıcı tezat, küresel ölçekte yaşanan rotasyonun somut bir kanıtıdır.

Morningstar verilerine göre ABD hisse senedi fonlarından çıkışlar yaşanırken, gelişmekte olan piyasalar ve Avrupa hisse senetlerine yönelik fonlar büyümektedir. Ancak en dikkat çekici akım altına yöneliktir. Goldman Sachs, J.P. Morgan, Deutsche Bank ve UBS gibi büyük yatırım bankaları, tahvil ve hisse senetlerinden altına doğru süregelen bir rotasyon öngörmektedir.

Neden Altın Kazanıyor?

Bu büyük geçişin arkasında birbirini güçlendiren yapısal faktörler bulunmaktadır. İlk olarak küresel borç seviyeleri sürdürülemez noktalara ulaşmış durumdadır. ABD başta olmak üzere büyük ekonomilerde artan kamu borçları, yatırımcıları fiat para birimlerinin değer kaybına karşı korunma arayışına yöneltmektedir. Goldman Sachs bu durumu “değer kaybı ticareti” (debasement trade) olarak tanımlamakta ve yapısal bir risk olduğunu vurgulamaktadır.

İkinci olarak merkez bankaları altın alımlarını tarihi seviyelere çıkarmıştır. Çin Halk Bankası Ocak 2026 itibarıyla art arda 15 aydır altın satın almaktadır. Polonya, Kazakistan, Brezilya ve Türkiye gibi ülkeler de rezervlerini agresif biçimde artırmaktadır. State Street’in tahminlerine göre 2026 yılında merkez bankası altın alımları 773 ila 1.117 ton arasında gerçekleşebilecektir. Bu rakam, 1971’den bu yana en güçlü yıllardan birini işaret etmektedir.

Üçüncü olarak jeopolitik gerilimler güvenli liman talebini beslemektedir. ABD-İran gerginliği, Rusya-Ukrayna müzakerelerindeki çıkmaz ve ticaret savaşları tehditleri, yatırımcıları hisse senetlerinin riskli sularından altının güvenli limanına yönlendirmektedir.

Banka Tahminleri Yükselişi Destekliyor

Büyük yatırım bankalarının 2026 altın fiyat hedefleri, yükseliş beklentisinin ne denli güçlü olduğunu göstermektedir. Goldman Sachs yıl sonu hedefini 5.400 dolara yükseltmiştir. J.P. Morgan 6.300 dolar, Wells Fargo 6.100-6.300 dolar, UBS ise 6.200 dolarlık hedefler öngörmektedir. UBS’nin iyimser senaryosunda 7.200 dolar bile gündeme gelmektedir. Altın Şubat 2026’da 5.187 dolar civarında işlem görmekte olup Ocak ayında 5.589 dolarlık tarihi zirveye ulaşmıştır.

Altın Hâlâ “Az Sahiplenilen” Bir Varlık

Tüm bu rekorlara rağmen altın, portföylerde hâlâ düşük ağırlıktadır. Altının küresel finansal varlıklar içindeki payı yüzde 2,8 seviyesindeyken, analistler bu oranın önümüzdeki yıllarda yüzde 4-5’e çıkabileceğini öngörmektedir. State Street analistleri, devlet tahvilleri ve hisse senetlerinden altına yüzde 1’lik mütevazı bir yeniden dağılımın bile 2,5 trilyon dolarlık bir talebi temsil edeceğini hesaplamaktadır.

Sonuç olarak 2026, hisselerden altına geçişin hız kazandığı yapısal bir dönüşüm yılı olmaktadır. Merkez bankası alımları, ETF girişleri, jeopolitik belirsizlikler ve borç kaygıları bir araya gelerek altını yalnızca bir güvenli liman değil, portföylerin vazgeçilmez yapı taşı haline getirmektedir. Yatırımcılar için asıl soru artık altın alıp almamak değil, portföylerinde ne kadar altın tutmaları gerektiğidir.

Haftalık Kripto Ekonomisi Bülteni

Haftasonu keyifle okuyabileceğiniz analizler ve haberler için kaydolun. (Sadece En Önemli Haberler için)

Son Yazılarımız

- Advertisement - spot_img