Amerika Birleşik Devletleri, devasa borç yüküyle boğuşurken, faiz ödemeleri kontrol dışına çıkmış durumda. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde kamu borcu faiz ödemeleri 1.47 trilyon dolara ulaşarak tarihi rekor kırdı. Bu rakam, federal, eyalet ve yerel yönetimlerin toplamda ödediği faiz tutarını gösteriyor ve ülkenin mali sürdürülebilirliği konusunda ciddi endişeler yaratıyor.
Ekonomik Analiz Bürosu’nun derlediği veriler, son yıllarda faiz maliyetlerinin hızla arttığını ortaya koyuyor. Görsel grafikler, borç ödemelerinin nasıl en hızlı büyüyen federal yükümlülüklerden birine dönüştüğünü gösteriyor. Son dört yılda neredeyse ikiye katlanan bu ödemeler, artık ekonominin daha büyük bir dilimini kaplıyor.
Faiz Ödemeleri Ekonominin Neredeyse Yüzde 5’ini Yutuyor
Federal, eyalet ve yerel yönetimlerin faiz giderleri, şu anda ABD gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 4.7’sini oluşturuyor. Bu oran, son 27 yılın en yüksek seviyelerine yaklaşmış durumda. GSYİH’ya oran olarak bakıldığında, ABD’nin faiz maliyetleri, birçok OECD ülkesinin ortalamasının üzerinde seyrediyor.
Bu durum, Amerika’nın borç yükünün ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. Gelişmiş ülkelerin çoğu, daha düşük borç ödeme yükümlülükleriyle yönetiliyor. ABD ise giderek daha fazla kaynağını sadece borcun faizini ödemek için kullanıyor, asıl ana parayı ödemeye bile gelemeden.
Ekonomistler, artan faiz ödemelerinin iki ana faktörden kaynaklandığını belirtiyor. Birincisi, uzun vadeli borç birikimi. Yıllardır süren bütçe açıkları, borç toplamını astronomik seviyelere taşıdı. İkincisi ise Federal Rezerv’in 2022-2023 döneminde yaptığı agresif faiz artırımları. Yükselen faiz oranları, yeni borçlanmaları pahalılaştırdı.
Önümüzdeki On Yıl Daha Kötü Olabilir
Kongre Bütçe Ofisi’nin tahminleri, durumun daha da kötüleşeceğini gösteriyor. Net faiz giderlerinin önümüzdeki on yılda diğer önemli bütçe kalemlerinden daha hızlı artması bekleniyor. Bu durum, sosyal yardım programları ve isteğe bağlı harcamalara kıyasla federal bütçe üzerinde artan baskı yaratacak.
Eğitim, sağlık, altyapı gibi alanlara ayrılabilecek kaynaklar, giderek faiz ödemelerine kaydırılıyor. Bu durum, ülkenin geleceğine yatırım yapma kapasitesini zayıflatıyor. Borç sarmalı, ABD’nin uzun vadeli rekabet gücünü tehdit ediyor.
2025 yılında, tam mali yılda faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması bekleniyor. Bazı analistler, bu seviyeyi ABD kamu maliyesi için “yeni normal” olarak nitelendiriyor. Bu, 2020’de COVID-19 salgınının başlangıcındaki yaklaşık 345 milyar dolardan keskin bir sıçramayı temsil ediyor.
Yapısal Mali Tuzak
Hazine tahvillerinin vadesi doldukça ve yüksek getiri oranlarıyla yenilendikçe, borç ödeme maliyetinin yapısal olarak yüksek kalması bekleniyor. Uzun vadeli faiz oranları, geçmiş yıllara göre yüksek seyrediyor ve bu durum yeni borçlanmaları pahalılaştırıyor.
Araştırmalar, artan borç seviyelerinin uzun vadeli faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu gösteriyor. Piyasalar, mali sürdürülebilirlik endişelerini fiyatlamaya başladı. Yatırımcılar, ABD’nin borç geri ödeme kapasitesi konusunda risk primi talep ediyor. Bu durum, kısır döngü yaratıyor: daha yüksek borç, daha yüksek faiz oranları, daha yüksek borç ödemeleri.
Bütçe Esnekliği Kayboluyor
Bütçenin giderek artan bir bölümünün faiz ödemelerine ayrılması, diğer alanlardaki mali esnekliği ciddi şekilde sınırlıyor. Altyapı yatırımları, eğitim reformları ve sağlık hizmetleri iyileştirmeleri gibi öncelikler için kaynak bulmak zorlaşıyor.
Faiz maliyetleri gelire göre arttıkça, politika yapıcılar zorlu seçimlerle karşı karşıya kalıyor. Harcama öncelikleri ve vergilendirme konusunda sert kararlar almak gerekiyor. Bütçe açıklarını daha da artırmadan isteğe bağlı programlar için daha az kaynak kalıyor.
Faiz ödemeleri, federal gelirlerin önemli bir bölümünü oluşturmaya başladı. Bu durum, ekonomik durgunluk dönemlerinde veya acil durum harcamalarında hata payını azaltıyor. Bir kriz anında, hükümetin müdahale kabiliyeti sınırlı kalabilir.
Tahminler, mali stratejide değişiklik yapılmadığı takdirde, borç ödeme yükümlülüğünün diğer öncelikleri tamamen gölgede bırakabileceğini gösteriyor. Uzun vadede, bu durum kamu maliyesi üzerinde sürdürülemez baskı oluşturacak.
Tarihsel Kıyaslamalar Umutsuzluk Veriyor
ABD geçmişte yüksek borç yükleriyle başa çıkabildi. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem bunun en iyi örneği. O dönemde, güçlü ekonomik büyüme ve mali düzenlemeler yoluyla borç oranları düşürüldü. Ancak mevcut durum o döneme benzemiyor.
Bugün, nispeten mütevazı GSYİH büyümesi ve sürekli bütçe açıkları yaşanırken borç ödemeleri artıyor. Ekonomik büyüme hızı, borç büyüme hızının gerisinde kalıyor. Bu durum, borç/GSYİH oranının sürekli yükselmesi anlamına geliyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrası toparlanma, hem yüksek büyüme hem de mali disiplinle desteklendi. Bugün ise büyüme yavaş ve mali disiplin zayıf. Siyasi kutuplaşma, ciddi mali reformları engelliyor. Kongre’de, borç tavanı tartışmaları bile krize dönüşüyor.
Bitcoin ve Alternatif Senaryolar
Bu mali kriz, bazı analistlerin ABD’nin Bitcoin rezervi oluşturması gerektiği argümanını güçlendiriyor. Kontrolsüz borç artışı, doların uzun vadeli değerini tehdit ediyor. Bitcoin gibi sınırlı arzlı varlıklar, bu riske karşı hedge olarak görülüyor.
Ancak Bitcoin rezervi, borç krizini çözmez. Yapısal reformlar gerekiyor: harcama disiplini, vergi reformları ve ekonomik büyümeyi destekleyen politikalar. Çözümler üzerine tartışmalar devam ederken, sorun büyümeye devam ediyor.
2025’teki faiz maliyetlerinin büyüklüğü, federal borcun ödenmesinin artık rutin yükümlülükten merkezi ekonomik zorluk haline geldiğini gösteriyor. ABD’nin mali görünümü üzerinde derin etkileri olan bu kriz, hem yatırımcılar hem de politika yapıcılar tarafından yakından izlenecek. Çözüm bulunmazsa, ABD ekonomisinin geleceği karanlık görünüyor.


