9 büyük Avrupa bankasının oluşturduğu konsorsiyum, 2026’da piyasaya süreceği euro bazlı stablecoin için dünya devi danışmanlık firmalarından destek aldı. İsveç bankası SEB, 2027’nin ilk çeyreğinde bu yeni dijital parayı kullanmaya başlamayı hedefliyor.
Eylül 2025’te UniCredit, ING, Banca Sella, KBC, Danske Bank, DekaBank, SEB, CaixaBank ve Raiffeisen Bank International’ın oluşturduğu konsorsiyum, AB’nin MiCAR düzenlemesine uygun euro bazlı bir stablecoin çıkarmak için güçlerini birleştirdiğini açıklamıştı. Şimdi projenin perde arkası detayları ortaya çıkmaya başladı.
Danışmanlık Devleri Projenin Mimarları
Konsorsiyumun kuruluş sürecinde Strategy& ve PwC gibi küresel danışmanlık firmalarından kapsamlı destek alındığı ortaya çıktı. Türk medyasında henüz yer almayan bu gelişme, projenin ne kadar ciddi bir hazırlık sürecinden geçtiğini gösteriyor.
Strategy&, stratejik, ticari ve düzenleyici konularda danışmanlık verirken iş modeli ve işbirliği yapısı üzerine odaklandı. PwC ise düzenleyici uyum, risk yönetimi, finansal suçlar, hukuki konular ve blockchain teknolojisi alanlarında uzmanlık sağladı.
Bu danışmanlık desteği, projenin sadece bir teknoloji girişimi olmadığını, aynı zamanda Avrupa’nın dijital ödeme sistemlerindeki stratejik özerkliğini güçlendirme çabası olduğunu ortaya koyuyor.
2027’de İlk Kullanım Başlıyor
Konsorsiyum, stablecoin’in 2026’nın ikinci yarısında piyasaya sürülmesini planlıyor. Ancak daha somut bir hedef İsveç bankası SEB’den geldi.
SEB, stablecoin’i 2027’nin ilk çeyreğinde kullanmaya başlamayı birincil hedef olarak belirledi. Bu tarih, projenin ne kadar hızlı ilerlediğini ve bankaların bu teknolojiye ne kadar ciddi yatırım yaptığını gösteriyor.
Hollanda’da kurulan yeni şirket, Hollanda Merkez Bankası tarafından e-para kurumu olarak lisanslanıp denetlenmeyi hedefliyor. Konsorsiyum, yakın zamanda düzenleyici onayın ardından bir CEO atayacağını ve yeni bankaların katılımına açık olduğunu belirtiyor.
ABD Dominantlığına Karşı Avrupa Hamlesi
ABD doları bazlı stablecoin’ler, küresel piyasanın yaklaşık %99’unu ve 292 milyar dolarlık toplam piyasa değerinin neredeyse tamamını oluşturuyor. Buna karşılık euro bazlı stablecoin’lerin piyasa değeri yaklaşık 500 milyon euro (587 milyon dolar) seviyesinde.
ABD Kongresi’nin kısa süre önce onayladığı ve stablecoin piyasasını federal düzeyde düzenleyen GENIUS Act yasası, ABD bankalarının da kendi stablecoin’lerini çıkarmasının önünü açtı. Bu gelişme, Avrupa’yı harekete geçiren en önemli etkenlerden biri oldu.
Avrupa Merkez Bankası’nın piyasa altyapısı ve ödemeler danışmanı Jürgen Schaaf, Temmuz ayında dolar stablecoin’lerinin hakimiyetinin merkez bankasının bölgedeki parasal koşullar üzerindeki kontrolünü zayıflatabileceği konusunda uyardı ve düzenlenmiş euro stablecoin’lerine daha fazla destek çağrısında bulundu.
Citi’nin raporuna göre, küresel stablecoin ihraç hacminin 2030 yılına kadar 1,9 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İyimser senaryoda bu rakam 4 trilyon dolara çıkabilir. Bu muazzam büyüme potansiyeli, Avrupa bankalarını harekete geçiren ana motivasyon kaynağı.
Türkiye ve Yüksek Enflasyon Ekonomileri İçin Fırsat
Arjantin ve Türkiye gibi yüksek enflasyonlu ekonomilerde hanehalkı, yerel para birimlerinin değer kaybına karşı korunmak için dolar destekli stablecoin’leri değer saklama aracı olarak benimsiyor.
Türkiye’nin uzun süredir yaşadığı enflasyon sorunu, vatandaşları alternatif değer saklama araçlarına yöneltti. Geleneksel olarak dolar ve altına yönelen tasarruf sahipleri, son yıllarda dijital varlıklara da ilgi göstermeye başladı. Euro bazlı bu yeni stablecoin, özellikle Avrupa ile ticari bağları güçlü olan Türk şirketleri ve bireyleri için önemli bir alternatif olabilir.
Stablecoin, blockchain teknolojisi kullanarak neredeyse anlık, düşük maliyetli ödemeler ve 7/24 erişim sağlayacak. Ayrıca sınır ötesi ödemeler, programlanabilir ödemeler ve tedarik zinciri yönetiminde iyileştirmeler sunacak.
Bu özellikler, özellikle Avrupa ile ticaret yapan Türk firmaları için önemli avantajlar sağlayabilir. Geleneksel banka transferlerinin yüksek maliyetli ve zaman alıcı olduğu düşünüldüğünde, anlık ve düşük maliyetli euro transferleri önemli bir rekabet avantajı yaratabilir.
Dijital Euro Yarışını Hızlandırabilir
Analistler, bu banka konsorsiyumunun dijital euro projesini de hızlandırabileceğini düşünüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın resmi dijital euro’sunun en erken 2029’da çıkması bekleniyor. Ancak özel sektörün bu hızlı hamlesi, merkez bankasını daha agresif bir takvime zorlayabilir.
Floris Lugt, ING’nin dijital varlıklar lideri ve girişimin ortak temsilcisi, “Dijital ödemeler, yeni euro bazlı ödemeler ve finansal piyasa altyapısı için anahtar. Blockchain teknolojisinin programlanabilirlik özellikleri ve 7/24 anlık çapraz para birimi ödemesi sayesinde önemli verimlilik ve şeffaflık sunuyorlar. Bu gelişmenin sektör çapında bir yaklaşım gerektirdiğine inanıyoruz ve bankaların aynı standartları benimsemesi zorunlu” açıklamasını yaptı.
Konsorsiyumun başarısı, Avrupa’nın dijital para arenasındaki geleceği için kritik önem taşıyor. Proje başarılı olursa, hem Avrupa’nın ABD karşısındaki dijital ödeme bağımsızlığını güçlendirecek hem de Türkiye gibi piyasalara güvenli bir dijital para alternatifi sunacak.


