2025 yılının son çeyreğine günler kala, Türkiye ekonomisinde yıl sonu hedeflerine ulaşma konusunda temkinli iyimserlik hakim. Üçüncü çeyreğin tamamlanmasıyla birlikte ekonomi yönetimi ve piyasa aktörleri, yılın kalan bölümünde izlenecek politikalara ve beklentilere odaklanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ekim ayı ortasında açıklayacağı üçüncü çeyrek büyüme verilerinin, dördüncü çeyrek stratejilerinin şekillenmesinde belirleyici olması bekleniyor.
Ekonomik Göstergelerde Son Durum
Yılın ilk dokuz ayında Türkiye ekonomisi, küresel belirsizliklere rağmen dirençli bir performans sergiledi. Gayri safi yurtiçi hasıla büyümesinin yıl genelinde yüzde 5 bandında gerçekleşmesi öngörülürken, dördüncü çeyrekte iç talepteki canlanmanın büyümeyi desteklemesi bekleniyor. Mevsimsel faktörlerin de etkisiyle perakende satışlar ve hizmetler sektöründe ivmelenme sinyalleri güçleniyor.
Sanayi üretiminde yakalanan pozitif momentum, dördüncü çeyreğe umutla bakılmasını sağlıyor. Ağustos ayında yüzde 78,4 seviyesinde gerçekleşen kapasite kullanım oranının, yıl sonuna kadar yüzde 80 eşiğini aşması hedefleniyor. İmalat sanayii satın alma yöneticileri endeksi (PMI) 52,3 seviyesinde bulunurken, bu değer sektördeki büyüme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.
İhracat ve Turizm Gelirleri
Türkiye’nin ihracat performansı, 2025 yılı boyunca istikrarlı bir seyir izledi. Eylül ayı geçici verilerine göre, dokuz aylık dönemde ihracat 195 milyar doları aştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi, yıl sonu için revize edilen 270 milyar dolar hedefinin yakalanabileceğini açıkladı. Özellikle teknoloji ürünleri ve savunma sanayii ihracatındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Turizm sektörü ise rekor bir yılı geride bırakmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, yılın ilk sekiz ayında Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı 42 milyon kişiyi geçti. Turizm gelirlerinin yıl sonunda 60 milyar doları aşması bekleniyor ki bu, cari açığın finansmanında kritik rol oynuyor.
Para Politikası ve Enflasyon Görünümü
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Ekim ayı başında gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısı, piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Politika faizinin yüzde 42,5 seviyesinde bulunduğu mevcut durumda, enflasyondaki düşüş trendinin netleşmesiyle birlikte faiz indirim döngüsünün başlatılması tartışılıyor. Eylül ayı enflasyon verilerinin aylık bazda yüzde 2’nin altında gelmesi durumunda, 100 baz puanlık faiz indirimi gündeme gelebilir.
Dördüncü Çeyrek Riskleri ve Fırsatları
Küresel ekonomideki yavaşlama sinyalleri ve jeopolitik riskler, dördüncü çeyrek için temel risk faktörleri olarak öne çıkıyor. Fed’in faiz politikası, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Avrupa ekonomisindeki durgunluk endişeleri yakından izleniyor. Öte yandan, iç talepteki toparlanma, altyapı yatırımlarının hızlanması ve dijital dönüşüm projelerinin ekonomiye katkısı, dördüncü çeyrekte büyümeyi destekleyecek faktörler arasında sayılıyor.
Ekonomi yönetiminin yıl sonu hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığı, piyasa güvenini artırıyor. Dördüncü çeyrekte açıklanacak yapısal reform paketinin, 2026 yılına güçlü bir başlangıç için zemin hazırlaması bekleniyor.Retry


